30 Ağustos 2012 Perşembe
Yağmur Mevsimi
Yağmur mevsimi başladı. Bu hafta hergün yağdı. Sağanak yağınca yer gök su oluyor. Daha önce sadece filmlerde gördüğümüz bir yağmur. Gürültülü birşey. Her yüzeye çarpan suyun dinmeyen şakırtısı ortalığı kaplıyor. Sık sık gök gürlüyor ama o gürleme geri planda kalıyor. Şimşekleri de çoğunlukla görmüyoruz, gökyüzü tek düze bir gri. İnanılmaz ama arada uçan tek tük ufak kuş oluyor. İnsanların hayatı da etkilenmiyor. Ben henüz şemsiye taşımıyorum. Sağanak yağmurda bile evden okula, okuldan eve ıslanmadan gidip gelebiliyorum. Binalardan otobüs duraklarına hiç açıkta yürümeden gitmek için üstü korunaklı yollar var. Hatta otobüse binmesem bile ev-ofis arasını sadece binaları ve aralarındaki geçitleri kullanarak ıslanmadan katedebiliyorum. Az bu değil, benim yürüme hızımla yarım saatlik bir yol.
Şehrin her yanı kanallarla kaplı. Kimi yolların altında, kimi yanında, anında köpük köpük çağlayan su ile doluveriyorlar. Su kızıl kahverengi. Yağmurun şiddetine toprak dayanmıyor. Aslında açıkta toprak yok, her yer ya beton, ya çimen. Dik yamaçlar hep duvarlarla desteklenmiş. Ağaçlar da çok, şemsiye gibi. Ama bu yağmur bambaşka birşey, koca koca damlalar çimenlerin köklerini açığa çıkartacak kadar kuvvetli vuruyor yere.
Bu yağmurlara rağmen Singapur suyunun önemli bir kısmını Malezya'dan satın alıyormuş. Yağmur suyunu saklayacak yeterli rezerv yokmuş. Ama 2030'a kadar gereken suyun tamamını deniz suyundan, atık suyu arıtarak, vesaire üreteceklermiş.
Umarım hep böyle gri olmayacak. Ben mavi gökyüzü, güneş arıyorum. Alptekin ve Bahar memnunlar, hava ne güzel serinledi diye. Ben sıcaktan rahatsız olmuyorum. Yağmurlar da hala ilginç. Ama gri havalar beni bozuyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder