Yunus daha ilk günden buradaki evimizi daha çok sevdiğini söylemişti. Bugün nereye gidelim? diye sorunca Emirgan dediği oluyor ama genel olarak burada olmaktan memnun. Burada neyi sevdiğini sorunca her gittiğimiz yerde gördüğü kepçeler, vinçlerden bahsediyor. Gerçekten de heryer inşaat. 'Gelişmiş artık' diyeceğimiz bir ülkede görmeyi beklemediğim bir manzara.
Yıldız ise genel olarak pek memnun, tatilini sıcak saatlerde kitap okuyarak, televizyonda buldukça çocuk programı izleyerek (buldukça çünkü çok şükür henüz Nicolodeon v.s.'yi bulamadık ve internetimiz de youtube için çok yavaş), öğleden sonraları da sitenin havuzunda geçirdi. Banur'un burada olması büyük nimet tabii.
Dün Yıldız'ın, bugün Yunus'un okulda ilk günleriydi. Dün okula gidince 'curcuna' kelimesinin onomatopoeic (Türkçesi yansıma sözcük) olduğunu anladık. Her yerde duyduğumuz cırcır böceklerinin cırcırı gibi tekdüze ama çok daha kuvvetli bir ses okul bahçesinde olduğumuz sürece kulaklarımızda uğuldadı. Yıldız bu okulda bir yıl tahammül edebilirse bir daha sırtı yere gelmez diye karar verdik. O ne karmaşa, ne kalabalık, ne gürültü... Okulun kalabalığı sürpriz oldu, zira ben her nedense (belki de isminde Family olduğu için) okulu diğer uluslararası okullardan ufak zannetmiş, hatta bunu da bir tercih sebebi olarak belirlemiştim. Akşam Yıldız'a sorunca kimse kimseyi duyamıyor o yüzden herkes daha yüksek sesle konuşmak zorunda kalıyor, böylece daha da çok gürültü oluyor diye gayet somut bir şekilde açıkladı.
Yıldız sınıf öğretmeninin her dediğini anlamıyormuş ama yine de okuldan memnun döndü. İngilizce sınavı sonucunda çocuğu 'mainstream' sınıfa koydular. Öğretmen Yeni Zelanda'lı, sınıf arkadaşlarının çoğu da Amerikalı ya da Singapur'luymuş. Halbuki bu okulu seçmemin esas sebebi English for Speakers of Other Languages programının güçlü olmasıydı. Ben de pek gururlanıyordum, çocukların İngilizce seviyesine uygun, kalabalıkta kaybolmayacakları, kendilerini çok da yabancı hissetmeyecekleri ufak bir okul buldum diye...
Bu sabah ikisi beraber servise binip gittiler. Bakalım Yunusçuk ne yapmış... Bu yaş çocuklar için zaten ESOL programı uygulamıyorlarmış; sınıfında diğer konuşan, konuşamayan çocuklarla birlikte kaynayıp (kaynaşarak ya da kaynaşmayarak) idare edecek artık. Sınıfının ismi zaten belirlenmiş, İstanbul'daki okulunda olduğu gibi sınıf arkadaşlarıyla birlikte sınıf ismini kendisi seçemeyecekmiş diye biraz hayal kırıklığına uğradı ama neyse ki sınıfının ismini (whales) beğendi. Biyanıp biyanmadığı diğer şeyleri okul dönüşü dinleriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder