17 Ekim 2012 Çarşamba

Tatil hazırlıkları

Ne zamandır yazamadım, yine bir on gün yazamayacağım, kısa bir not düşeyim istedim: 'Tayland'a gittik, 10 gün sonra geliriz.' Aslında daha kısa kalacağız.

Hazırlıklar: otel, uçak v.s. gibi her seyahat için yapılması gerekenleri yaptık. Yaptık deyince kibarlık oluyor tabii. Kim yaptı? diye sorarsanız cevabı tekil bir kişi. Ama en önemlisi: Tayland kitaplarımızdan ora halkının bağırış çağırışı, özellikle de öfke gösterilerini ayıpladığını öğrendiğimizden beri anne başta olmak üzere bağırmama ve kızmama alıştırmaları yapıyoruz. Bu yıl öğrenme, gelişme yılımız malum. Tatile de sirayet ediyor bu durum.

6 Ekim 2012 Cumartesi

Ay Çörekleri

Mid-Autum, nam-ı diğer Mooncake Festival geçen haftasonu dolunayda kutlandı. Kutlanmış olmalı. Biz gün boyu güneş altında havuz ve plaj eğlencesi yaptığımız için akşam Çin Mahallesi'ne fener alayı görmeye gidemedik. Ama duyduk ki pek birşey kaçırmamışız.

Mooncake denilen tatlılar sadece festival ayında yapılıyor. Güzel pidenin (ve Mersin kerebiçinin) sadece Ramazan'da yapıldığını bilen bizler için garip olmamalı. Ama bazılarını ben başka zaman da yiyebilmek isterdim.

İki çeşit mooncake var. Fırında yapılanlar bizim ay çörekleri gibi, ama dolunay şeklinde, yeniay değil. Üsterine de kalıpla yazılar, resimler basılıyor. En yaygın olanları içlerinde fasulye (red bean) ezmesi veya lotus çekirdeği ezmesi olanlar. İçinde çeşit yemiş olanlar da var. Tatmak için Çin Mahallesi'nde bir fırından birkaç tane aldım. Fırın sadece festival ayında bunları satıyormuş, diğer zamanlar bambaşka ürünler satıyormuş.

İkinci çeşide 'snowskin mooncake' diyorlar. Bunların dışı boya ile renklendirilmiş pirinç hamurundan yapılıyor. İçleri yine birşeylerin ezmesi ile dolu. Siyah susamlı ve fasulyeli olanlarından yedik. Yunus tatlı olan herşeyi yiyip sevebilme özelliğini burada da gösterdi. Yıldız ise dilinin ucunun ve gözünün değdiği kadarıyla hiçbirini beğenmedi.

Bütün ay boyunca gazeteler ay çörek yazıları ve reklamları ile doluydu. Alışveriş merkezlerinde ay çöreği pazarları kuruldu:





Tabii ay çöreklerinin esbab-ı mucibesi hediye olarak alınıp verilmesi. Bizim ay çöreklerinden pek de farklı olmayan bu tatlıların bu kadar pahalı olması da bundanmış. Singapur'daki yiyeceklerin genel olarak ne kadar çeşitli ve ucuz olduğunu düşününce fark çok çarpıcı. Tabii bu tatlılar sembolik olarak bu kadar önemli olunca bizim gibi dışarıdan bakanların kıymetini anlayamadığı ayrıntılar, ayrıştırıcılar da gelişmiş durumda. Ben malesef ayrımları öğrenecek kadar inceleyemedim meseleyi. Niyetim vardı da vakit olmadı.

Sentoza (Sentosa)

[Bugünkü yazı Yıldız'dan. Kızım yazım kurallarını daha iyi bildiği için Türkçe'de okunduğu gibi yazdı tabii bahse konu adanın ismini.]


Sentoza'ya giderken ilk gördüğüm şey kocaman Sentoza yazısı oldu. Sentoza çok güzel bir yer. Sentoza'da bir su parkı var. Sentoza'da Palawan Beach diye bir yer de var. Değişik yerlere gitmek için tren ya da otobüs kullanılabiliyor. Sentoza kocaman bir yer ama ben sadece iki kere gittiğim için her yerini göremedim.

Su parkında iki su kaydırağı var. Biri yeşil, biri mavi. Yeşilde karanlık oluyordu ama mavinin üstü açıktı. Çok eğlenceliydi. Su parkının en üstünde kocaman bir kova vardı. İçine su doluyordu sonra da boşalınca herkesi ıslatıyordu.

Palawan Beach'te ben çok eğlendim. Su çok tuzlu olduğu için yüzemedim. Ama su içindeyken sadece kafamı dışarıda tutup koştum. Daha sonra da kardeşimin şapkasına kum doldurup oynadık.



Palawan Beach'ten köprüyle geçilebilen ufak bir ada var. Bu ada Asya'nın en güney noktasıymış. Aslında daha uzakta adalar var ama oralar köprüyle bağlı olmadığı için oralar sayılmıyor. Biz Sentoza'ya ilk gittiğimizde burada fotoğraf çektirdik.





Sentoza çok eğlenceli bir yer.