11 Şubat 2013 Pazartesi

Tapınak ve Parklara Devam. Alt başlık: Birinci ve ikinci tip hatalar


Bir arkadaş Lantau Adası'ndaki Po Lin Manastırı'nı önermişti. Teleferikle gidiliyor, çok güzel, vesaire... Teleferikten korkarım diye ben tekne artı otobüs ile gittim. Çok virajı çok hızlı alarak ve bana uzun gelen bir sürenin sonunda fuar alanı gibi bir yere vardık. Onbin Buda Manastırı'n'daki hengamenin daha fazlası, ama birincideki 'hadi duamızı edelim' hissiyatı değil de pazar gezmesi için panayıra gitmiş yerel turist havası var. Manastırın girişi adam boyundan büyük tütsülerle doluydu:



Teleferiğin uç noktası da köy dedikleri ama sadece hediyelik eşya satılan bir örnek dükkanlarla dolu bir yer. Buranın bir özelliği büyük bir Buda heykeli. Onun da uzaktan yeterince güzel göründüğüne karar verip kalabalıkla birlikte ayağına kadar tırmanmadım. Ama buraya kadar saatler verip de geldikten sonra bari teleferikle döneyim de methedilen manzarayı göreyim dedim.

Demez olaydım. Zaten Hong Kong'da turizmin Type 1 ve Type 2 error'larını bizzat yaşayarak öğrenmiş oldum: görülmesi 'şart' birşeyi kaçırma korkusu ile görmek için uğraşıp da hiç beğenmediğim yerler ve birinci hata yüzünden harcadığım zaman içinde göremeyip sonradan kaçırdığımı anladığım yerler. Birinci tür hatalar: 1. Po Lin ve teleferik, 2. Yeni yıl geçidi, 3. Lan Kwai Fong mahallesi. İkinci tür hatalar: 1. Yeşim pazarı, 2. Ladies Market: tabii bunların ne kadar hata olduğundan emin değilim, zira görmedim :)

Teleferiğe dönersek. Kırk dakika kadar 'o otobüse tekrar binmekten iyidir' diye kendimi avutarak ayakta bekledikten sonra kablonun üstüne iki üç makara ile bağlı bir kutuya bindim. Her kutuda 8*10 kişi, aynı kablo üstünde onlarca kutu, yarısı gidiyor yarısı geliyor. Ay ay ay diye içimden ünleye ünleye birkaç yokuş aştık. Yolun sonu gözüktü, çok şükür derken denizin ortasında, havalanından kalkan uçakları yakından gördüğümüz bir yerde duruverdik! Geliş ve gidiş kablosu yukarı aşağı yaylanıyor. Anons yaptılar, sinyalizasyon hatası oldu, geri döneceğiz dediler! Neyse birkaç dakika daha durup bir ileri bir geri gittikten sonra yolumuza olması gereken yolda devam ettik. Tabii 'multi-verse' kuramlarına göre kutumuzun suya düştüğü her ana tekabül eden en az bir evren var.

Bu arada, manzarayı merak edenlere: en ilginç şey aşağıdaki bitkilerdi, ama onlar da ayrıntıları seçilemeyecek kadar uzaktaydılar. Şehir bu teleferik rotasından görülemiyor. Sonuçta izlenebilecek tek şey diğer kutular. Eğer havada bir kutudan asılı olduğunuzu hatırlayıp durmak istemiyorsanız o da pek eğlenceli bir görüntü değil:



Yeni Yıl geçit töreni de iyi bir görüş açısı arayıp durduktan sonra hayal kırıklığına uğratan bir başka şey oldu. Sonuçta töreni izlemek için bekleşenler arasındaki çocuklar törenin kendisinden daha ilginçti:



Ve ertesi sabah mahallemdeki parkı ve parkın içinden girilen tapınağı keşfettim:


Tavandan asılmış tütsülerin dumanı avluyu doldurmuştu:


Mong Kok'ta ise Ladies Market yeni kuruluyordu, uçağa yetişmek için kalıp da ne satıldığını göremedim. Daha önce bu pazarı bulmaya gittiğimde paralel caddede yürümüş, burayı görememiştim.

Hong Kong'un Tapınakları ve Parkları


İlk New Territories denen, eski mahallelere göre çok daha az yoğun semtlerden biri Sha Tin'deki Onbin Buda Manastırı'na gittim. Trenden çıkınca yolumu bulmak için elinde çiçek taşıyan bir kadınla yanındaki adamın peşine düştüm. İyi de öyle yapmışım, çünkü galiba o yolda daha az merdiven vardı. Yolda tören yapılan başka bir tapınağın yanından geçtik. Güzel ilahiler eşliğinde yürüdük. Tapınak yeni yılın ilk günü dolayısıyla olsa gerek, ellerinde tütsülerle ve çiçeklerle bahçenin etrafındaki sunakları dolaşanlarla doluydu. Ana binanın içindeki Buda heykelcikleri ve tapınağa çıkan yoldaki merdivelerin iki yanındaki büyük heykellerin toplamı onbinden de fazlaymış galiba.




İkinci olarak, Diamond Hill tren durağı'nın yakınındaki Chi Lin Manastırı'na gittim. Hong Kong'da gördüğüm en güzel yerdi. Manastır yanıbaşında, ona bir üst geçit ile bağlı Nan Lian bahçesi ile bir bütün. Her yerde muazzam ağaçlar, bir yerlerden getirilmiş kayalar... Avlunun etrafına kaideler üzerine kayalar yerleştirmişler, altlarına da peyzaj mimarisi ile ilgili alıntılar koymuşlar. Nan Lian Bahçesi'nde ayrıca kapalı bir kaya sergisi de var.


Manastırın mimarisi Çin'deki bir tapınak örnek alınarak çizilmiş ve yapımında sarı Kanada sediri kullanılmış. Burada da kör bir ihtiyar, kızı, ve torununun peşine takılarak usule uygun gezmeye çalıştım.




Hong Kong'da Yeni Yıl Arifesi


Çin Yeni Yılı'nın arifesinde Hong Kong'da çarşı pazar dolaştım. Hong Kong'da bütün caddeler İstiklal Caddesi! Binaların içinde kalabalık daha da fazla hissediliyor çünkü her yer daracık, basık, sıkışık, daraşmalık, tıkışık... Kaldığım oda 2 çarpı 3 metre, içinde duş, lavabo, alaturka tuvalet dahil. En büyük alışveriş merkezi diye duyduğum Causeway Bay'deki Sogo'nun yürüyen merdivenleri dikey uzayan dar bir aynalı tünel. Satılık şey ile dolu olmayan her santimetrekare insan dolu. Arife günü tabii. Herhalde her gün öyle değildir. Girdiğim diğer alışveris merkezlerinin ikinci katı Being John Malkovich filmindeki 7 buçukuncu kat gibi. Bu kadar insan bu kadar üst üste nasıl insanca yaşayabiliyor diye sebep ararken, kendimi etrafımdaki yabancılara bakarken 'yangın olursa birlikte öleceğiz' diye düşünüp bir nev'i sempati duyarken buldum. Neyse sonunda kendime bir ceket alabildim de kapalı mekanlara girmekten kurtuldum. (Singapur'da kısa kollu bluzdan daha kalın bir kıyafet bulundurmadığım için 10'lu derecelere gidince acil ihtiyaç doğmuştu.)

Ama caddelerin kaldırımları ve ara sokaklardaki açık hava pazarları bile üst üste insan dolu. Neyse ki caddeler çok geniş, o koca binalar ve binalardan sarkan işyeri tabelaları insanın üstüne üstüne gelmiyor.

Yeni Yıl için Victoria Park'a çiçek ve hediyelik fuarı kurulmuş:



Hong Kong Adası'nda Victoria Tepesi şehrin tepesi. Birbirlerine girmiş ağaçların arasından şehir görünüyor, şehrin sesi geliyor:



Aynı binaların Hong Kong Adası'nın karşısındaki Kowloon'dan gece görüntüsü:



İkinci gün tapınak gezmek için merkez dışına çıkınca ferah mahalleler gördüm. Tropik bitki örtüsü ile kaplı tepeler, ağaçlar arasında dağılmış İstanbul'un yeni semtlerine benzer yerleşim yerleri. Bir sonraki yazı tapınaklarla ilgili...