Bir arkadaş Lantau Adası'ndaki Po Lin Manastırı'nı önermişti. Teleferikle gidiliyor, çok güzel, vesaire... Teleferikten korkarım diye ben tekne artı otobüs ile gittim. Çok virajı çok hızlı alarak ve bana uzun gelen bir sürenin sonunda fuar alanı gibi bir yere vardık. Onbin Buda Manastırı'n'daki hengamenin daha fazlası, ama birincideki 'hadi duamızı edelim' hissiyatı değil de pazar gezmesi için panayıra gitmiş yerel turist havası var. Manastırın girişi adam boyundan büyük tütsülerle doluydu:
Teleferiğin uç noktası da köy dedikleri ama sadece hediyelik eşya satılan bir örnek dükkanlarla dolu bir yer. Buranın bir özelliği büyük bir Buda heykeli. Onun da uzaktan yeterince güzel göründüğüne karar verip kalabalıkla birlikte ayağına kadar tırmanmadım. Ama buraya kadar saatler verip de geldikten sonra bari teleferikle döneyim de methedilen manzarayı göreyim dedim.
Demez olaydım. Zaten Hong Kong'da turizmin Type 1 ve Type 2 error'larını bizzat yaşayarak öğrenmiş oldum: görülmesi 'şart' birşeyi kaçırma korkusu ile görmek için uğraşıp da hiç beğenmediğim yerler ve birinci hata yüzünden harcadığım zaman içinde göremeyip sonradan kaçırdığımı anladığım yerler. Birinci tür hatalar: 1. Po Lin ve teleferik, 2. Yeni yıl geçidi, 3. Lan Kwai Fong mahallesi. İkinci tür hatalar: 1. Yeşim pazarı, 2. Ladies Market: tabii bunların ne kadar hata olduğundan emin değilim, zira görmedim :)
Teleferiğe dönersek. Kırk dakika kadar 'o otobüse tekrar binmekten iyidir' diye kendimi avutarak ayakta bekledikten sonra kablonun üstüne iki üç makara ile bağlı bir kutuya bindim. Her kutuda 8*10 kişi, aynı kablo üstünde onlarca kutu, yarısı gidiyor yarısı geliyor. Ay ay ay diye içimden ünleye ünleye birkaç yokuş aştık. Yolun sonu gözüktü, çok şükür derken denizin ortasında, havalanından kalkan uçakları yakından gördüğümüz bir yerde duruverdik! Geliş ve gidiş kablosu yukarı aşağı yaylanıyor. Anons yaptılar, sinyalizasyon hatası oldu, geri döneceğiz dediler! Neyse birkaç dakika daha durup bir ileri bir geri gittikten sonra yolumuza olması gereken yolda devam ettik. Tabii 'multi-verse' kuramlarına göre kutumuzun suya düştüğü her ana tekabül eden en az bir evren var.
Bu arada, manzarayı merak edenlere: en ilginç şey aşağıdaki bitkilerdi, ama onlar da ayrıntıları seçilemeyecek kadar uzaktaydılar. Şehir bu teleferik rotasından görülemiyor. Sonuçta izlenebilecek tek şey diğer kutular. Eğer havada bir kutudan asılı olduğunuzu hatırlayıp durmak istemiyorsanız o da pek eğlenceli bir görüntü değil:
Yeni Yıl geçit töreni de iyi bir görüş açısı arayıp durduktan sonra hayal kırıklığına uğratan bir başka şey oldu. Sonuçta töreni izlemek için bekleşenler arasındaki çocuklar törenin kendisinden daha ilginçti:
Ve ertesi sabah mahallemdeki parkı ve parkın içinden girilen tapınağı keşfettim:
Tavandan asılmış tütsülerin dumanı avluyu doldurmuştu:
Mong Kok'ta ise Ladies Market yeni kuruluyordu, uçağa yetişmek için kalıp da ne satıldığını göremedim. Daha önce bu pazarı bulmaya gittiğimde paralel caddede yürümüş, burayı görememiştim.












