31 Mayıs 2013 Cuma

İstanbul'da Bahar

Gezi Park'ındaki arkadaşlara selam! İstanbul'un Bahar'ı hayırlı olsun. İstanbul valisi müdahale yok demiş. Nytimes, CNN... hiçbirinde haber yok. Reuters'ın haberini sadece Yeni Zelanda'da bir gazete yayımlamış. Ve tabii Huffington Post var, sağolsun... Bu iyiye işaret değil. Komşular birşey demedikçe karılarını çocuklarını döven adamlar gibi sevgili liderlerimiz de medyanın sessizliği ile daha da çok coşabilirler.

Hepimiz çıkıp protesto edemeyebiliriz. Ama artık internet üzerinden de mücadele etmek mümkün. Bakın, bir örnek: http://ireport.cnn.com/docs/DOC-980163

Oy verip CNN bunu haber yapsın demek mümkün. Yorum yazmak mümkün.

Oralarda olup gören, fotoğraf çeken arkadaşlar, ne olur siz de WWW'e koyun. Facebook'a koyunca sadece arkadaşlarınız görüyor.










24 Mayıs 2013 Cuma

Seralar

Sera gibi iklimi olan bir memlekette buraya ait olmayan bitki yetiştirmek için tabii ki sera lazım! İki hafta önce Gardens By the Bay'i gezdik. Bir parkın içinde iki büyük sera. Birinde Akdeniz, Afrika, ve Latin Amerika'nın çiçekli bitkileri var. Ben en çok Boabab ağaçlarını beğendim. Diğer bitkilerin çoğu ya evde yetiştirilen bitki olduklarından ya da Türkiye'de doğal olarak bulunduklarından pek ilginç değildi. Sardunya, zeytin, hercai menekşe, küpe çiçeği...


Biz gittiğimizde burada lale sergisi de vardı. Lale bilmediğimiz çiçek değil tabii. Ama bakın bir de laleye benzeyen orkide koymuşlar:

  
Diğer serada da yapay bir şelale etrafında yetiştirilen tropik çiçekler var. Şelale çocukların çok hoşuna gitti. Ama buradaki bitkiler de genellikle evde yetiştirilen bitkilerdi:


Seraların dışındaki parkın peyzajını çok beğendik. Bir yerlerden sarkıt dikitler, fosilleşmiş ağaçlar da getirmişler, onları da çok güzel düzenlemişler. Bir daha, güneşin tepede olmadığı bir zaman gidip tekrar görmek lazım!







  

















Bir de tabii Super Trees var! Bu ağaç benzetmesi yapıların bir kısmının arasına bir yürüyüş yolu da yapmışlar. Burada dolaşmayı çok sevdik.



Tabii her yerde olduğu gibi burada da kurallara uymaya çok gayret ettik:

Sabancı'nın Singapur Şubesi

Tevhide buradayken çektiğim bir Singapur gece gezmesi fotoğrafı:


Arzu da bu hafta dönüyor, sabbatical kolonimizi kapatıyoruz.

Vesak Day

Dün Budist bayramıydı. Little India yakınlarında Sakya Muni Buddha Gaya tapınağına gittik. Yol boyunca Hindu tapınaklarının yanından geçtik, onlarda da törenler vardı, ama hindistan cevizli tütsü müdür, sabunsu kokusu bizi bayıltan bir takım tütsülerden çıkan duman her yanı kaplamıştı, o yüzden onlara girmedik.


Little India'ya o kadar yaklaşmışken ben birkaç kuyumcuya bakmadan edemedim. Aldığımdan değil, zaten çoğu küpenin iğnesi Hint usulü kalın olduğu için beğendiğim birşey olunca ancak iç geçirebiliyorum. Bu arada çocuklar kuyumcularda fotoğraf çekmişler. Heykelcikler ve çiçekler bu dükkanlarda hep var, Vesak dolayısıyla değil.








Arkasından Arzu'nun bana öğrettiği Fu Lu Shou tapınağına gittik. Buranın önü - Bugis'te Fortune Center civarı - panayır yeri gibiydi. Her zaman biraz öyle galiba ama Vesak Day dolayısıyla kalabalık birkaç kat artmıştı. Aşağıda çiçekçi, yiyecekçi, falcı, ve tabii konserve açma aleti satıcısı!  






20 Mayıs 2013 Pazartesi

Keşif


Yıl sonu yaklaşıyor

Son iki haftadır yıl sonu gösterilerimizi de yaptık bitirdik. 4. sınıflar Global Concert yaptılar. Yıldız Maori dans grubundaydı. Günlerce Maori dilinde bir şarkı söyleyip durdu. Dans gruplarında olmayanlar kendi memleketlerinin kıyafetlerini giymişlerdi. Ne çeşit! Okullarında 80 milletten çocuk var.



Yunus da kovboy dansı yaptı. O da günlerce koltuklar üzerinde zıplayarak şarkılarını çalıştı.


İşte böyle artık yıl bitiyor havasına girdik. Çocuklar babamız ne zaman gelecek, ne zaman döneceğiz diye sormaya ve gün saymaya başladılar. Ben de domates tadında domates yiyip kış için konservesini yapmanın hayallerini kuruyorum. Bu yıl biz yetiştiremedik, artık seneye...

16 Mayıs 2013 Perşembe

Bali!

Bali'ye taa Mart'ta gittik. Ama üç gün içinde görmeye çalışınca döndükten sonra kapasite aşımı sebebiyle bir oturup da ne gördüğümüzü, ne yaptığımızı yazamadım. Fotoğrafların nereden olduğunu yazayım bari, yoksa ben de  unutacağım. 

Puri Lukisan Müzesi'nin bahçesi: 


Ubud'da sarayın avlusunda dans dersi alan çocuklar:


Ubud'da sarayda ofis. Ben de böyle bir ofis istiyorum! 


Gunung Kawi'nin yanıbaşındaki derenin üzerindeki köprü:


Gunung Kawi'ye giderken çeltik tarlası:


Ogo-ogo'lar:

Kahve çiftliginde luwak'lara kahve meyvesi beslerken: (Bu çiftlikte kakao, vanilya, tarçın, jackfruit bitkileri de gördük.)


Batur Volkanı:


Pura Ulun Danau Batur'da festival hazırlıkları:




Yaşasın Tırtılcıklar, Tırtılcıklar Yaşasın!

İstanbul'a bahar geldi, ben buradan kemiklerimde hissettim. Burada mevsim değişmiyor, malum. Ama mor salkımların kokusunu aldım, erguvanların pıtrak gibi açtığını duydum. Ve tabii böcekler... Geçen yıl beslediğimiz ipek böceklerinin yumurtaları evde, kiracılarla kalmış. Neyse ki aklıma gelip de kiracılarla yazıştığımda yumurtaların çoğu çatlamamış. Sevgili babamız imdada yetişti, minicik tırtılları koruyucu kanatlarının altına aldı. Ama diyor ki 500 kadar var ve yumurtalardan hala yenileri çıkıyor!

Tırtıllarımıza yuva arıyoruz. İlgilenen varsa lütfen yorum bıraksın!

Sevgili Işıl harika bir (talimatlı) ev hazırlamış:

Şu anda çok küçükler. Yaprağın üzerinde ufacık siyah çizgi gibi görünenler tırtıl. Hızlı büyüyorlar, birkaç haftaya ele gelirler.

Hiç sesleri yok, tüy dökmezler, kutularından çıkmazlar. Bütün gün ya dut yaprağı yerler, ya da kafalarını kaldırıp hareketsiz durup uyurlar. Ben gün içinde arada birkaç dakika onları izlemeyi çok dinlendirici buluyorum. Çocuklar için doğadaki yaşam döngüsünü izlemek için fırsat. Birkaç ay içinde koza yapıyorlar, birkaç hafta sonrasında kelebek olarak çıkıyorlar, çiftleşiyorlar, yumurtluyorlar, ölüyorlar. Kelebekler pek uçamıyor, yani o aşamada da dert olmuyorlar. Yumurtaları ayırıp ufak bir kutuda saklayabilirsiniz. Ertesi yıl yumurtalardan yine minicik tırtıllar çıkıyor. Hem tırtılları hem kelebekleri okşamak, ele almak mümkün, ipek üretiminde kullanılan cinslerine göre bu 'pet' cinsleri ellenmeye dayanıklı. Zaten ısırmak v.s. gibi bir imkanları yok.

Bunlar Işıl'ın geçen yılki kelebekleri:



Beslemek kolay, İstanbul'un pek çok yerinde mahalle aralarında dut ağaçları var. Sadece ilaçsız olduklarından emin olmak lazım. Genelde parklardakiler ve mesela üniversite kampüsü gibi yerlerdekiler ilaçlı. Kaka yapıyorlar tabii ama bulaşık veya kokulu birşey değil. Kutulardaki yapraklarla birlikte tırtılları bir kenara koyup kutuda kalanları çöpe dökmek birkaç dakikalık bir iş. Bahçe/balkon/mutfak kompostu yapanlar için güzel bir ek!

Kelebekler kozadan çıktıktan sonra kozanın delik kısmını kesip atarak bakın böyle yüz temizleme ve masaj yüksüğü olarak da kullanabilirsiniz. %100 doğal ham ipek! (Yıkamak gerekebilir, henüz ben yapmayı denemedim, aşağıdaki çarşıdan alınma.)