Meğer yağmur mevsimi başlamamış. Haftasonu hava günlük güneşlikti ve o zamandan beri bir daha yağmur yağmadı. Gökyüzü de her zamanki gibi bazen açık bazen kapalı.
Pazar günü Singapore Zoo'ya da giderek Park Hopper turumuzu tamamladık. Night Safari ve Bird Park'a daha önce gitmiştik. Bu taraflara gelmek isteyebilecekler için notlar:
* Night Safari'de tramvaya mutlaka binmek lazım. Ziyaretçilerin karanlıkta (park sadece akşamları açık) yürüyebileceği parkurlar sınırlı. Ama tramvayın rotasını çok güzel düzenlemişler. Hafif ışık altında gececi (Türkçesi noktürnal) hayvanları yemek yerken, dolanırken, işte hayvanlar ne yapıyorsa onları yaparken görmek mümkün. Hayvanların yaşam alanlarıyla yol arasında çogunlukla sadece bir hendek var, bazen o bile yok. Hayvanlar birbirlerinin alanlarına geçmesin diye yolu bazı yerlerde ızgara şeklinde yapmışlar. Teller, çitler olmadan, buranın doğal yağmur ormanı ağaçları arasında rahat rahat oturarak gezmiş olduk. Malezya yağmur ormanlarına has hayvanları, ayrıca zürafa gibi buralara yabancı hayvanları da gördük. Yunus'un en çok görmek istediği karınca yiyendi. Meğer yokmuş. Tapir gördük, ama rehberimiz tapirlerin gergedan ve atlarla akraba olduğunu söyledi. Zaten sonraki google araştırmalarımız gösterdi ki karınca yemiyorlarmış bile. Ama o loş ışıkta gördüğümüz koca gergedanlar, filler, benekli ve çizgili sırtlanlar çok etkileyiciydi. Havanın akşamları serin olması da önemli bir avantaj tabii. Safari parkında bir de gösteriler oluyor. Gösteride ufak hayvanlara değişik numaralar yaptırıyorlar. Beklediğimizden eğlenceliydi. Burada herşeyin eğitici olması gerektiği için atıkları geri dönüşüm kutularınına atan ufak hayvanlar bile vardı. Bak hayvanın cinsi aklımda kalmamış ama esas dersi iyi bir öğrenci olarak almışım...
* Hayvanat bahçesinde ise trene binmemek lazım. Çocuklar tutturduğu için ben bindim ve neticede birşey görmemiş oldum. Hayvanlar o sıcakta otların arkasında, gölgede, kuytuda oluyorlar. En iyisi yürüyerek onların yaşam alanlarınına iyice yaklaşmak. Babamız öyle yaptı ve çitaları gördü. Biz de orangutanları, komodo dragon'larını, albino kaplanları öyle gördük. Kaplanların suya girip onları izleyen onca turiste nispet yaparak serinlemesini izlemek hoştu. Hayvanat bahçesinde de karınca yiyen bulamadık. Halbuki araştırmalarımız bize burada bir vakitler karınca yiyenlerin ürediğini bile göstermişti. Artık sadece araba parkında bir bayrakta resimleri var...
* Kuş parkına sıkılabilecek yaşta çocuklarla, hele yanlarında onların mızmızlanmasına eşlik eden arkadaşları varsa gitmemek lazım. Gidecekseniz yanınızda sivrisinek ilacı götürün ve sadece bir kere sürünmekle yetinmeyin, ilaca iyice bulanın. Çeşit çeşit Hornbill'ler, Makaw'lar ve Tukan'lar gördük. Başka ne gördük pek hatırlamıyorum. Halbuki kendim için ilk seçtiğim meslek (yaş 9) ornitologluktu. Ah evet, çocuklar çeşit boyda yumurtaların ve inkübasyon makinalarının sergilendiği bir sergiyi pek beğendiler. Ama kötü kokuyordu. Bir de Afrika kuşlarının olduğu, ağla çevrili kocaman bir alan vardı. İçindeki yapay şelale dünyanın en yüksek yapay şelalesiymiymiş, öyle birşey. (Singapurluların kıyas ve sıralama istatistikleri merakı ile ilgili ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum.) Aşağıdaki fotoğraflar oradan (courtesy of GRC). Orayı gezmek eğlenceliydi ama hemen yakınımızda balık avlayabilmek için dakikalarca hareketsiz bekleyen leylek dahil ancak 3-5 kuş görebildim. Kuş gözlemciliği için yeterince hızlı reflekslerim ve görüş kabiliyetim olmadığı, dolayısıyla ilk meslek seçimimi değiştirmeseydim hüsrana uğramış olacağım da böylece teyid oldu.
* Hayvanat bahçesinde ve kuş parkında çocukların girip oynayabileceği su parkları var. Yanınıza mayo alıp gidin, ya da çocukların söylenmesine hazır olun.
Yine çok eğlenceli bir yazı olmuş Özgecancım:) Teşekkürler:) Yavruları opuyorum:)
YanıtlaSil