Sekiz günlük tatile beş kişi uçağın bagajına tek bir bavul vererek gittik. Aynı kıtlık mantığıyla kim-bilir-bir-daha-ne-zaman mantığı birleşince günlerimiz de bavulumuz gibi tıka basa doldu. Tek bir yazıya sığamayacağız, hiç olmazsa birkaç tane yazıvereyim diye oturdum şimdi. Bakalım...
Bangkok, Ayuthaya, ve Pechaburi şehirlerini gezdik. Her yerde bir takım tapınaklar gördük. Yıllar önce İran'ı gezerken ekibimiz son gün 'Hayır bir Mescid daha göremeyiz!' diye isyan etmişti. Zira oranın tapınakları Tayland'ınkilere göre pek daha sadeydi, sakindi, sessizdi, boştu. Peşpeşe gezince ilgi toplamak çaba gerektiriyordu. Burada da çok Wat gördük. Ama yüzyıllar önce yıkılanlar bile ziyaretçi doluydu. Gündelik kullanımda olanlar ise pazar yeri gibi cavcavlıydı.
Ayuthaya'da gittiğimiz bir tapınakta ana-baba günü: ziyaretçiler Budha'yı giydirmek için gümüş tepsilerde kumaş alıp Budha'nın üstündeki görevlilere veriyorlar. Bu arada birisi mikrofonda bağırarak teşvik ediyor.
Tayland'da din çok önemli. Büyük çoğunluk Budist (Therevada: Budizm'in iki ana kolundan biri). Dinin önemi tapınakların görkeminden de belli oluyor. Bu resimdeki saraya bağlı olan tapınak:
Ama diğerleri de kocaman haşmeli, temiz, bakımlı, yeni boyalı. Öyle ki pek çok yerde tapınakların civarındaki evler, dükkanlar tapınaklara göre çok daha yoksul, bakımsız:
Ve mağaralar bile tapınağa dönüşmüş:


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder