7 Kasım 2012 Çarşamba

Bina içinde bina

Bugün acayip birşey oldu. Yıldız'ın orkestrada ilk günüydü. Dönüşte ona otobüsle eve gitmeyi öğreteceğim için Yunus'u okuldan aldım, Yıldız orkestradayken biz de benim saatime yeni pil taktırmak için tamirci peşine düştük. Okul şehrin çok merkezi bir yerinde. Hemen yakında koca koca lüks 'rezidans'lar, alışveriş merkezleri var. Saatçinin hangi binada olduğunu daha önceden öğrenmiştim.

Binaya girdik, duvardan duvara, yerden tavana güzel mermerlerle kaplı, katedral gibi bir yer. Altı tane asansör var. Çağırır çağırmaz geldi. Antredeki işaretlerden nereye gideceğimiz anlaşılmadığı, benim de aklımda altıncı kat diye kaldığı için 21 katlı binanın altıncı katına çıktık. Altıncı katta başka bir saatçi varmış, onlar dediler ki 5'e gidin. Ben bir daha asansöre ne gerek var deyip merdiven boşluğuna giden kapıyı açtım. İki kapıdan geçerek bambaşka bir dünyaya adım attık. Atmışız, sonra anladım.

Bir kat aşağıya indik, 5. katın kapısının önünde karton kutuya uzanmış, telefonda konuşan bir kadınla karşılaştık. Kadına biz buraya gireceğiz diye işaret ettim, Çince birşeyler söyleyerek, Hayır, aşağıya inin diye işaret etti. Hayır hayır, 5. kata gitmek istiyorum diye direttim. Kadın ısrar etti. Israrlarına dayanamayarak biraz indik, 4. katın önünde yine karton kutu üstünde sırt üstü uzanmış yatan başka bir kadın gördük. Kadın bizi görünce hoş görülü bir havayla gülümsedi. Oranın 4. kat olduğundan emin olmuş olarak tekrar 5'e çıktık. Oradaki kadın hala telefonla konuşuyordu. İlla aşağıya ineceksiniz diye ısrar etti. Arada B1 diye bir laf geçti, hayır B1 istemiyorum 5 istiyorum diye ben de ısrar ettim. Bir ara kapıdan uzaklaştığı sırada kapıyı açmaya çalıştım, açılmadı. E peki o zaman 6'ya geri çıkalım diye bir kat yukarı çıktık. O kapı da açılmadı! Meğer merdivenden katlara giriş yokmuş. Kadının ısrarlarını o zaman anladık.

Aşağıya yürümeye başladık. İndik indik, indikçe merdivenler daha pis oldu. Açık gri duvarlarda bir takım sıvı döküntü izleri. Ne olduğuna kafa yormadık. İkinci kattaki kapıda bir pencere vardı. Pencerenin arkasında bir dükkan (sanıyorum Marks and Spencer). Alışveriş yapan bir adam gördük, ona işaret ettik. Adam kendi tarafından da kapıyı açamadı. İnmeye devam ettik. En sonunda merdiven bitti, ve oradaki kapıyı açabildik! Açar açmaz kendimizi apartmanın girişindeki asansör lobisinde bulduk. Anında yüzümüze serinlik vurdu, klimaların ve soğuk mermerin, aynalı kapılı asansörlerin, uluslararası standart ofis kıyafeti giyinmiş kadınların serinliği. Yine asansöre binip 5. kata çıktık. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder